Tür: Sunak, Tapınak Kültür: Frig,
Yüzyıl: MÖ 6. yy, MÖ 7. yy Bölge: Türkiye, Ege Bölgesi,
Yeri: Afyonkarahisar, İhsaniye ilçesi, Üçlerkayası köyünde antik kral yolu başlangıcında yer alır.
Üçlerkayasına geldiğinizde sağ tarafa ayrılan yoldan Balıklı Mesire Alanına gelindiğinde tarlalar arasından kuzey yönünde devam edilirse anıt bir süre sonra karşınıza çıkacaktır. Kuzey yönünden gelenler için; Döger beldesinin 6 km güneydoğusunda, Aslankaya Anıtı’nın 1.8 km güneydoğusunda yer alır. Emre Gölü – Üçlerkayası yolunun kuzeyinde bir kayalık üzerindedir.
2;92 metre yükseklik, yedi metre genişliğindeki kaya kütlesi cephesi düzeltilerek tapınak haline getirilmiştir. Niş içine ayakta duran Kybele kabartması, nişin iki tarafına da geometrik desenlerle süslemeler yapılmıştır. Tapınağın önündeki sahanlığın hemen arkasında bir sunak/altar bulunmaktadır. Tapınağın tam karşısında, altar’ın güneyinde kaya bloğunun üst kısmı dışa doğru kavislendirilmiş oturma yeri (koltuk) bulunmaktadır. Tapınağın ve sunağın arasından antik yolun geçmesi bu bölgenin ve anıtın kutsallığını önemli kılmaktadır. Anıt diğer Nişin bulunduğu kayanın ön tarafında, az belirgin durumda geometrik desenler diğer anıtlardakine benzer yaklaşımı sergiler. Nişin üzerinde bir akroter yer alır. Bu aslında diğer anıtlara bakılarak ayırt edici bir özellik sağlar. Anadolu halıcılığında rastlanan bu motifler oldukça önemlidir. Hatta bu nedenle “Halılı Kaya” olarak isimlendirilmiştir.
Defineciler 1996 yılında ağır hasar vermişlerdir. Ağır tahribat nedeni ile turistik niteliği kaybolmuştur. Pagan inanç döneminden kaldığı için bir put olduğu düşüncesi ile kazma, matkap ve patlayıcılar ile Kibele’ye ait heykel bölümü tamamen yok edilmiştir. Harabiyeti yapanlar tarafından puta ders verdiklerini ifade etmek için bir not bırakılmıştır. “Vur dumana, gel imana, be Üskül” yazısını yazan bu milli hazine yok ediciler ülke menfaati olan antik ve turistik bir alana zarar vermişlerdir.
Anıtın kuzeybatı cephesinden biraz ileride yedi basamak görülür. Yedi basamaklı olması tipik bir sunak olduğunu gösterir. Kurbanın kanı üst basamaktan toprağa kadar akar. Böylece kendi inançlarındaki ritüelin bir parçası gerçekleşmiş olur. Yedi basamağın anlamını içeren yazı tamamlandıktan sonra yayınlanacaktır.
Anıtın yaklaşık 15 m kuzeybatısında 7 basamaklı bir sunak vardır, ancak basamakların çoğu aşınmıştır. Cephe ve mihrap kombinasyonu, buranın kutsal bir mekan olarak kullanıldığını düşündürmektedir. Büyük Kapıkaya anıtı MÖ 6. yy’ın ikinci yarısına tarihlenmektedir; sunak daha eski dönemlerden beri kullanılmaktadır. Bizim anlatacağımız başka bir şey kalmadığından buradan sonrasını Kral Midas’ın kendisinden dinleyelim.

Ben kralınız Gordios oğlu Midas. Sizlere geçmişten mektuplar göndermeye devam ediyorum. Tabi teknoloji değişmiş. Taştan tabletler yerine plastik tabletlere geçmişsiniz. Tabletlerin kullanılması beni sevindirdi elbette. Neyse konumuza dönelim ve anlatmaya başlayalım.
Frigya’da zorlu zamanlardan bir gündü. Zorluydu çünkü savaşta yaralanan kral ölüm döşeğindeydi. Baş kahin krala yeğeninin halen yaşadığını söyledi. Yaralı kral ölmeden önce, daha bebekken dağlık Kral bunun üzerine Frigya’ya gönderdiği yeğeninin bulunmasını istedi. Çünkü Kimmerlerin baskınında tahtın varislerinin hepsi ölmüştü. Frigya’nın dağlık bölgesinde köşesinde ise o sıra dışı olaylar baş göstermişti.
Ölmek üzere olan kralın yeğeni Babam Gordios’tu. Babam her sabah olduğu gibi o sabahta öküzüne sabanı vurup tarlasını sürmeye başladı. Ancak ne var ki bir kartal sabanın üzerine konup onu işinden alıkoydu. Kartalı kovmaya çalışınca kartal bu defa öküzün iki boynuzu arasına kondu. Sonrasında babam Gordios ne yapsa ayrılmadı kartal. Tüm günü öylece beklemeye sabrı olmayan babam Gordios, bunun tanrıların bir işareti olduğunu anladı. Kente gidip bunu bir kahine danışmanın en iyi karar olduğunu düşündü. Öküzünü ve kağnısını alarak yola koyuldu. Fakat o da ne! Bir kadın ormanın ortasındaki patikada öylece duruyordu. Sende kimsin ve burada ne arıyorsun? Diye sordu bu genç kadına.
Kadın cevap verdi; Ben buraya Telmessos’tan geldim. Ben bir biliciyim ve kehanetini sana söylemek için buradayım. Babam Gordios tüm bu olanlara şaşırmakla birlikte genç kadını kağnısına aldı ve kente doğru birlikte gittiler.
Babam kağnısında oturan genç kadına kehanetin ne olduğunu sordu.
Genç kadın da ona Frigya kralının öldüğünü söyledi. Gordios’a güneş tapınağına giderek öküzünü kurban etmesini ve öküz arabasını da tapınağın en büyük sütununa bağlamasını söyledi.
Gordios buna itiraz etti. Gordios’un bir tek öküz arabası vardı ve onu tanrılara hediye ederse nasıl geçinecekti.
Kahin kadın devam etti sözlerine. Tanrılar beni sana gönderdi. Bunun için çok uzak bir yoldan buraya geldim. Benimle evleneceksin ve ardından yola çıkacağız. Sen tanrılara sahip olduğun öküzünü ve kağnı arabanı vereceksin, onlarda sana Frigya’nın tacını sunacaklar.
Gordios Telmesos’tan gelen perilerden güzel ve kehanet okuyucu kadına inandı. Matar Kibele’nin önünde onunla evlilik andı içti ve Matar Kibele’ye hediyeler sunarak evlilik nişanesini birbirlerine verdiler. Ardından Frig Sarayının ve Güneş tapınağının yolunu tuttular. Şimdi neden bu olayı burada yeniden anlattığıma gelelim. İşte başlıkta okuduğunuz Kapıkaya Anıtı bu evlilik nişanının yapıldığı sunaktır. Burası yeni bir yaşama adım için bir kapı olduğundan o günde bugün gibi ismi aynıdır. Unutmayın biz Frigler için geçiş kapıları, sunaklar, mağaralar çok önemlidir. Buralarda “toprak ana” yani “Matar Kubileya’nın izlerini buluruz. Antik eserlere sahip çıkın!
Kralınız Midas.




Büyük Kapı Kaya Anıtı hakkında en önemli bilgilerden biri, bölgeyi araştıran Hocamız Nezih Başgelen tarafından bizlere ulaştırılıyor. Ülke insanının eserlerimize verdiği değerin ne olduğunu anlamamız için bu hatırayı ondan dinleyelim.
1983 yılı yazında Frigya Platosunda Afyonkarahisar’ın İhsaniye ilçesine bağlı Döğer beldesinin 6 km güneydoğusundaki Büyük Kapıkaya Frig Anıtında. Solda o dönemde Afyon Müzesi Müdürü rahmetli Ahmet Topbaş (1945-1999) anıtın gölgesinde dinleniyor. Sağda rahmetli Uğur Kangal (1948-2010) resim çekiyor. Ben de çeşitli açılardan anıtı belgelemeye çalışıyorum. Naiskos içindeki Kybele heykeli o sırada sağlam vaziyette duruyor. Daha sonra ne yazık ki dinamitlenerek tahrip edilecektir. (Ph. Nezih Başgelen)



