Maltaş Anıtı

Maltaş Anıtı
Dağlık Frigya insanlığın ve Anadolu’nun en karanlık zamanlarını saklamaya devam ediyor.
Frig dönemi eserleri gün yüzüne çıktıkça kültürlerini ve yaşayışlarını daha iyi anlamak mümkün olacak. Bir gün Frig yazıları çözüldüğünde inanç ve yaşamları hakkında gerçeklere ulaşmak daha da kolay olacak.
Maltaş anıtı uzun zaman sadece bölgede yaşayanlarca bilinen ve yakın zamanda turizme açılan önemli bir anıt. 
Daha bir kaç yıl önce toprağın derinliklerinde kalmış olması bugüne ulaşmasında oldukça etkili oldu.  
 
Maltaş Anıtı Frig Vadileri arasında Göynüş (Kohnüş, Köynüş) Vadisi’nin güneybatı köşesinde yer alıyor. Vadide Akkuş Kayalıklarının arasında yapılan anıt, açık hava tapınım alanı olarak hazırlanmış. Eski dönemdeki bilinen adı henüz çözümlenmiş olmasa da günümüzdeki adı Maltaş’tır.
Günümüzde çevre halkı tarafından Malkaya olarak da söylenmektedir.
 
Anıt hakkındaki ilk belgeler 1881 yılında W.M.Ramsey’in Anadolu’da bulunduğu zamanda başlıyor. O dönemden bu güne kadar pek çok araştırma yapılsa da Maltaş Anıtının hangi tarihlerde olduğuna ilişkin henüz tam netleşmiş bir araştırma yoktur.
Ancak Anıtın şekli göz önüne alındığında Yazılıkaya anıtından daha önceki döneme ait bir eser olma ihtimali kuvvetlidir. Genel görüş ise erken Frig döneminin ortalarında yapılmış olduğudur.
 
Maltaş Frig Anıtı yüksekliği Niş başlangıcından tepeye kadar 8.64 metredir.
Taban uzununluğu da yaklaşık 9 metredir. 
Alın kısmında eğimli beşik çatılı olup saçaklar dışa doğrudur.
Alınlık kısmı alt alta üç kademeli pervazla çevrilidir.
 
En dikkat çekici unsurlardan biri alınlık merkezinde baklava motifi dizisi ile bezenmiş kalın bir dikmedir.
Anıtın üzerinde yine Yazılıkaya Midas Anıtındakine benzer biçimde 11 harfe kadar günümüze gelebilmiş Frig metni yer almaktadır.
Anıtın diğer bir önemli özelliği Pessinus’a ve Doğuya bakıyor olmasıdır.
 
Niş; Doğuya bakan cephede 2X2 metre genişliğinde bir niş yer alır ve üstünde yer alan baca kısmına bağlantılıdır. Niş iki kademeli çerçeve ile çevrilidir. 
 
Çerçevelerde kabartama ve çıkıntılar dikkat çekicidir. Kabartmaların altında silik durumda da olsa Frigçe bir yazıt daha yer alır.
 
Anıtta farklı ve dikkat çekici olarak tabanında oyukluk dikkati çeker. Bazı yorumlarda seyyar bir Kibele heykelinin yerleştirildiği düşünülsede buraya başka bir yerden getirilecek olan veya buradan götürülmüş bir Kibele heykeli olma yaklaşımı da mümkündür.
Niş’in arkadaki baca kısmına olan bağlantı Bahşayiş ve Deliklitaş anıtlarında rastlanan bir durumdur.
Ne yazıkkı pek çok eserde olduğu gibi bu eserde de definecilere ait pek çok hasarı gözlemlemek mümkündür.
Friglerin anıtlarında şimdiye kadar saklanmış değerli eşyalar bulunmamıştır. Bu nedenle definecilerin patlatmak yada kırmak için uğraşmaları sadece milli zenginliğe verilmiş bir zarardan başka bir şey değildir. 

Bölgenin büyük bölümünü gezenler Frig varlığının sanılandan çok fazla olduğunu farkedecektir. Bölgede yaşayan insanlara Turizm getirisi sağlayacağı açıkça belli olan bu eserleri öncelikle onlara tanıtıp anlatmak gereklidir. Gelen her turist bölge insanına katkı sağlayacaktır. Bugün eserler gezilirken dinamit ve kazma kaynaklı pek çok hasar göze çarpmaktadır. Bu hasarların oluşmasını engellemek hem devletin hemde bu toprakların üzerinde yaşayan her vatandaşın görevidir.

Son olarak bu topraklarda yaşamış bu insanların buradan bir yere gitmediklerini, burada yaşayıp günümüze kadar bize pek çok örf, adet ve gelenek olarak  nitelendirdiğimiz büyük bir kültürü biz torunlarına bıraktıklarını unutmamalıyız. Orta Asya’dan gelen köklerimiz Küçük Asya’dakilerle bir araya gelerek bugünkü toplum meydana gelmiştir.

Anıt yakın zamana kadar yağışların getirdiği toprakla örtülü bir haldeydi. Alınan bir karar sonrasında hızlıca harekete geçilerek yapılan çalışma sonrasında temizlendi ve tamamen ortaya çıkarıldı. Kazı çalışması öncesi hali alttaki resimde görülebilir.