Midas Anıtı Yazılı Kaya

Midas Anıtı Yazılı Kaya

Midas Anıtı Yazılıkaya

Krallığım efsanelerden ibaret değildi elbette. Fildişi bir tahtım ve her işte usta bir halkım vardı benim. Metal, ahşap ve kaya oyma işçiliğinde üstün eserler bıraktık sizlere. Başkent Gordion’a baskınlar artınca dağlık Frigya’da bu kenti yaptırdım. Babamın Gordion’a gelmeden önce yaşadığı yere yani.

Tam olarak dini merkezimiz Pessinus’a dönük bu yazılı kaya. Böylece halkım gökten gelen siyah taşa ve güneşe dönerek kutsal törenler yaptılar. Bu taş Anadolu’ya binlerce yıl önce geldi. İnsanlar bizden bile çok önce onun etrafında dönerek kutsal törenler yaptılar. Sunak çanaklarına onun adına kurban kanları doldurdular. Gündüz güneşi gece de ayı karşıladı bu anıt binlerce yıl boyunca. Ama ne de olsa yaşlı bir kralım, detayları gezgine bırakalım.

Yazılıkaya Nerede ?

Eskişehir’in Seyitgazi ilçesinden Afyon yönünde devam ederken etrafta pek çok Frig dönemine ait eserler göreceksiniz. Seyitgazi’den Afyon yönüne doğru çıktığınızda sol taraftaki yolu aman kaçırmayın.

Yol çatrağının linki burada!

Yenilenmiş bu yol bir kaç köy ve sonrasında orman içinde bir süre keyifli bir yolculuk sunduktan sonra sizi ilk Frig vadisine getirecek. Bu Frig vadisinin adı Doğanlı Vadisi. Friglerden bize kalmış pek çok önemli eser bu vadi ve yanındaki Kümbet vadisinde yer alıyor.

Yol boyunca sağ tarafta mağara yerleşimleri göreceksiniz. Doğanlı Kale yazan tabela sizi Frig vadisinin karşılama noktasına götürecek. Doğanlı Kale yazımızda buradan detaylı bahsediyorum

Biraz daha ilerleyince Areyastis Anıtı yazan tabelayı da göreceksiniz. 

Yazılı köyüne kadar devam edin. İşte karşınızda Midas Anıtı – Yazılıkaya.

PHRYGİA EPİCTETOS (Kütahya-Eskişehir ve Afyon bölgesini anlatır) – NACOLEIA diğer bir adlandırmadır.

Pergamonlular ve bazı Yunan Bilgin yada Gezginler bu bölgeye bu şekilde isim verdiler. Frigya Epiktetos yada Nacoleia.

Aslında buraya “Dağlık Frigya” demek de doğru olurdu. Gordium ve Pessinus’a düşmanın yaptığı baskınlardan sonra Frig halkını gerektiğinde daha korunaklı ve yakın bir yere götürmek gerekiyordu. Midas’ın babası Gordios’un geldiği bu topraklardan daha korunaklı bir yer olamazdı zaten. Burada yer alan oyuklar Nesili, Hatti ve Luwiler için bin yıllar boyunca korunaklı alanlar olan yeraltı oyukları ve mağaraların bir benzeriydi. Üstelik düşmanın göz diktiği Frig hazinelerini Gordium’dan uzak tutmak artık kaçınılmaz olmuştu.

İşte bu nedenlerle yazlık sarayın olduğu bu yerde yeni bir yerleşke kuruldu. Üstelik Pessinus’taki dini merkezi de buraya taşımak için bir fırsattı bu. Parlak siyah taşın gizemli gücü insanları çevresinde topluyor ve her geçen gün daha kalabalık ritüeller yapılıyordu. Böylece Gordium ve Pessinus dini, ticari merkez haline gelmişti.

Üzerinde MIDAI yazan yazıdan Midas’a ait olduğunu düşündüğümüz  bu anıt muhteşem çam ormanlarının tam ortasına yapılmıştı. Pembemsi tüf kaya, bir megaronun ön cephesine benzetilerek işlenmiş ve usta Frezeciler tarafından geometrik desenlerle süslenmişti. Ortada bulunan niş elbette tanrıça Kybele’den başkası için yapılmadı. 

Anıtın sağ tarafında yukarıdan aşağıya doğru 5 metre boyunda yazılarla beraber Cephenin sol üst tarafında 11 metre uzunluğunda diğer yazı bulunuyor. 

Frig dilini daha iyi anladığımızda bu anıtın bize anlattıklarını daha iyi anlayacağız.

Bu anıta pek çok Fransız gezgin gelerek resmini çizdiler ve araştırmalar yaptılar.  1834 Yılında Charles Texier anıtın aurıntılı bir gravürünü çıkardı. Böylece geçen iki yüzyıl boyunca anıtın önemi de ortaya çıkmış oldu.

Buraya ilk gelen kaşifler Midas’ın mezarının kapısı olduğunu varsaydılar. Önünde yer alan niş nedeni ile çok daha sonra kutsal bir tapınma alanı olduğunu anlayabildiler.

Etraftaki sarnıç, kale, yerleşkeler ve yeraltı kentlerini de keşfettikleri zaman ise buraya yeni bir isim verdiler.

MİDAS’IN KENTİ

1888 yılında buraya gelen kaşif Ramsay’in ağzından çıkan sözcükler buraya yapılan kente bir isim veriyordu. Midas’ın kenti. 

MİDAS ANITI

Anıt Yazılı Köyünün hemen üzerinde kırkgözler kayasının yanında yer alıyor.

Yazılıkaya formu “Fasad” olarak belirtilir. Yüz yada cephe formunu ifade eden fasad biçimi kullanımı Friglerin bu bölgedeki yapılarında ortaya çıkar. Friglerin kaya mimarlığının en muhteşem örnekleridir.

Midas Kenti bir kült merkezidir. Yazılıkaya ise “V” şeklinde yükseltilerin tam merkezinde önü alabildiğine açık bir şekilde doğu yönüne bakmaktadır. Bu yapının güneşi karşılayan bir ritüelin parçası olduğu varsayıldığında güneş ışınlarının alın bölümünde bir işareti oluşturmak üzere dizayn edildiğini düşünmek te pek mümkündür. 

Sabazios Friglerde güneş tanrısı olarak bilinmekte. Ancak Frig inanışında ve mitolojik efsanelerinde ve özellikle Midas anlatımlarında Anadolu tanrısı Apollon’un da adı sıkça geçer. Toprak ve bereket tanrısı ise Kybele’dir. İşte Yazılıkaya’da dikkat edilmesi gereken kayadan kendisini doğurduğuna inanılan Kybele için yapılan bir nişin güneş tanrısı ile bir araya getirildiği bir sabah ritüeli yaşanır. Belki ileriki dönemlerde Yazılıkaya’nın konumu ve önemi hakkında farklı tezler ortaya konulabilir.

Diğer yandan gündüz güneşi karşılayan bu fasad formlu anıt dolunay zamanında ise farklı bir ritüelin de parçası haline gelmekte. Bu durumda Friglerin ay tanrısı Men de Yazılıkaya formunda yer almaktadır. Üstelik Frigler ve pek çok eski toplumum dolunayda avuç içlerini ayın ışığına doğru tuttukları ve gece ateş yaktıkları farklı ritüeller mevcut.

Frig dili ise şu an için bir sır olarak kalmaya devam ediyor. Bu nedenle Yazılıkaya’daki yazıları anlamak şimdiye kadar mümkün olmadı. Ancak bunun asıl sebebi burayı araştıranların yazıları kendi dillerine benzetmeye çalışması bu dilin çözülmesine en büyük engel oldu.(Almanlar ve Fransızlar elbette). Belkide dil bilimciler bu bölge insanının konuştukları eski kelimeleri bu yazılarla bağdaştırmaya çalışsalar çok daha iyi sonuçlar ortaya çıkabilirdi. Bölgede yaşayan insanların günümüz dilinden çok farklı söylemleri ve kullandıkları kelimeler burada eski bir dile ait ipuçları verir nitelikte. Diğer önemli bir ipucu yaşadığımız kent ve yerlerin tamamına yakın bir oranda isimleri antik dönemden günümüze gelmekte. Ancak toplumun geçmiş döneme bakış açısı “Bunlar Gavur Taşları” düzeyinde. Anadolu kelimesini dahi “Ana doldur” kelimesinden gelmiştir diyecek zavallı akademisyenler de tam bir baş belası. Halbuki Anadolu kelimesi bu coğrafyada en eski kelimelerden biri. Muhtemelen ilk kullanım zamanı Luviler veya onlardan iki bin yıl öncesine gidiyor. Halbuki biz Türkler bırakın o dönemde Anadolu’ya gelmeyi henüz Ötüken’de bile değildik. Anadolu kelimesinin kökeni hakkında araştırmam az da olsa bir sonuç verirse buradan sizlerle paylaşacağım.

Üstteki resimde 200 dönüm üzerine kurulu Midas kentinin yerleşkesini görebilirsiniz. Burası dağlık Frigya’nın kalbidir. Doğal bir korunak sağlayan bu kayalar en eski dönemlerden bu yana insanlar için barınma ve korunma için kullanılmıştır. Elbette yağmacı Kaşka halkı (Doğu Karadeniz Bölgesinde yaşayan bir halk) ve Kimmerler’in kalabalık saldırıları karşısında Midas’ın bunun gibi güvenli alanlara sığınma stratejisi oluşmak zorundaydı. Üstelik burası bir Proto Frig bölgesi olduğundan yerleşke kurmaları ve haberleşmeyi sağlamaları hiç zor olmadı.

Alttaki haritaya dikkatle bakılırsa kaleler çapraz konumları ile Midas kentinin kuzeyinde aşılması zor bir savunma hattı oluşturmuştur. 

Yazılıkaya arkasında Midas Kentine ait yaşam alanları.

Yazılıkaya, törensel bir anıta sahip olmanın yanısıra,  eteğinde yerleşkeleri olan ancak surları olmayan doğal bir kaledir aynı zamanda . Ani baskınlardan sonra Frigler için en önemli şey güvenlikti.

Tam karşıda Doğanlı Vadisi- Bu vadi Frig vadileri içerinde çok önemli bir yere sahip. Buradan bakan bir gözcü sağ tarafta bulunan Pişmiş Kale ve Akpare Kaledeki bir işareti rahatlıkla görebilirdi. Bazı anlatımlarda Pişmiş Kale’den Midas Kentine yerin altından bir yoldan bahsedilir. Belki de bir gün ortaya çıkar bu yeraltı Frig yolu.

Bölgede pek çok anıt yer alıyordu hatta Yazılıkaya’nın biraz gerisinde yeni bir anıtın yapımına başlanmıştı. Kimbilir hangi sebeple yarım bırakıldı.

Friglere ait olduğu düşünülse de henüz kanıtlanmamış bu yazılar henüz bizleri aydınlatamadı. Böylece Friglere ilişkin çok az yazılı kanıta sahibiz. Kim bilir eserlere zarar verilmese daha neler öğrenirdik.

Doğal bir kale gibi olan bu kayalığa çıkmak başlarda kolay gelebilir. Ancak doğru yolu bulmak ve kayalığın üstüne çıkmak dışardan gelen biri için hiç de kolay değildi.

Ustaca yapılmış bu merdivenler ve sarnıç yerleşkede yaşayanlar için çok önemliydi. En soğuk zamanlarda dahi merdivenlerden inip suya ulaşmak büyük rahatlıktı.

Gerçek halini görenler oldukça şanslı insanlardı. Anıtın Niş kısmında, tanrıça Kibele her zaman olduğu gibi kayaların arasından yanından ayırmadığı iki aslanı ile güneşin doğuşunu selamlıyordu. Anıtın taç kısmı için pek çok tahmin olsa da burada parlak ve renkli bir göktaşı olması gerektiği kimin aklına gelirdi.

Yazılı Köyü günümüzde sakin bir yerleşim ile tarih sever misafirler ağırlıyor. Biraz gezince köyün duvarlarından evlerine pek çok eski döneme ait izleri görüyorsunuz.

Midas Anıtının hemen yanında ” Kırkgözler ”  adı verilen bu kaya, yaşam alanı için oyulmuş. Anıta çok yakın ve kent yerleşiminden bağımsız olması kimileri için askerler, kimileri içinse rahipler için ayrıldığını düşündürtüyor. Sebep ne olursa olsun gözlerinizi kapatınca tarihin en önemli krallarının seslerini duyar gibi oluyorsunuz bu kayanın tepesinde.

Köy çevresinde her geçen gün antik dönemden eserler ortaya çıkıyor. Ortak zenginliğin ve kültürün bir parçası bu eserler bize bırakılmış mirastır.

Midas nasıl ki Sakarya (Sangria) nehrinin kenarında Kimmer baskını ile topraklarında yenik düştü ise, Hektor nasıl ki Truva savunması sırasında ölüp topraklarında yenik düştü ise de; Çağlar sonra bir kahraman çıkıp önce Çanakkale’de Hektor’un intikamını almış, Sakarya’da ise Midas’ın mirasını korumuş oldu. Çanakkale ve Kurtuluş savaşları Anadolu’nun geçmişteki düşmanlarına da bir gönderme gibiydi. Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarih dolu bu güzel toprakları düşman elinden alıp halkın eline teslim etti. Vatan sana minnetar, her zaman. 

Yazılıkaya’ya yeşil orman içinden keyifli bir yol ile ulaşmış olsakta, Yazılıkaya’ya gidince aslında tarihsel bir yolculuğa çıkmış olduğumuzu anladık. Üstelik sonrasında  gün doğumunu karşılayan konumu ve “V” şeklinde bir ovanın tam ortasında oluşu daha da fazla araştırılması gereken şeyler olduğunu ortaya çıkardı.  Gündüz ve ay ışığındaki gecelerde yapılacak ritüeller için yapılmış olduğuna ilişkin ip uçları ise gizemli bir yapı olduğunu kanıtlar gibi. Bu ipuçlarını derleyip yazımıza ekleyeceğiz zaman içinde.

Anadolu sevdalısı Büyük Usta Süha Arın’ın eserlerinden biri olan Midas’ın Dünyası yayınlandığı dönemde büyük yankı uyandırmıştı. Gavur evleri yada Gavur taşları olarak halk arasında bilinen bu yerlerin geçmişten bırakılmış büyük miraslar olduğu ortaya çıktı. Üstelik bu mirası bırakanlarla kültür ve kan bağımızın olduğu açık bir gerçektir. Evet orta Asya’dan gelen atalarımız bu topraklara yerleştiler elbette. Ancak boş topraklara gelmediler. Burada binlerce yıldır yaşayan bir kültürle birliktelik kurdular. 

18. ve 19. yüzyıllarda Anadolu’ya gelen kaşifler pek çok yeri çizimle resmettiler. Aslında bunun en güzel tarafı Yazılıkaya’nın bilinen en eski halini biliyor olmamızı sağladı. Fransız arşivinde yer alan bu resim dönemin önemli bir mimarı olan Texier tarafından çizildi. Öyle ki Anadolu gezisi boyunca pek çok yerin çizimini yaptı. Fotoğrafın olmadığı bir dönemde yapılmış bu çizimler çok önemli. Neden mi? Çünkü çizdiği eserlerin pek çoğu dinamitlerle yok olmuş yada en iyi hali ile tahrip olmuş bir halde. Bu eserleri bir fotoğraf gibi bize ulaştıran Texier’e de bir teşekkür çok değil.  Şimdi sıra bu şekil ve yazıları tanımlamaya kalıyor. Kim bilir belkide yapay zeka bizlere saklı kalmış gizemlere ilişkin bilgiler sunabilir. Son olarak büyük Usta Süha Arın’a teşekkür etmeden yazıyı bitirmeyeceğim. 1975 yılında yaptığı bu belgesel ile Frig dünyasını yeniden uyandırmak için bir kıvılcım başlattı. Bu kıvılcım Anadolu’nun en karanlık dönemi olan Geç Hitit’le başlayan Friglerin muhteşem kültür ve medeniyetleri ile devam eden ardından Lidya’nın düşmesi ile sona eren bu az bilinen zamanı aydınlatacak ışığı yakacak olan kıvılcım.